Gebelik ve Doğum

GEBELİKTE BUNLARDAN KAÇININ

 

Gebelik süreci bir anne adayının kendine çok dikkat etmesi gereken bir dönemdir. Bu dönemde özellikle kendisi ve karnındaki bebeğin sağlığı için bazı şeylerden kaçınmasında fayda vardır. Öyle ki bu faktörler kimi zaman hem anne hem de bebek için ölümcül sonuçlara bile yol açabilmektedir.

Bir anne adayı her şeyden önce gebelik süresince kesinlikle sigara içmemelidir. Sigara anneyi olduğu kadar bebeği de olumsuz etkiler. Sigara içen insanlarda oksijen seviyesi daha düşüktür. Hamile bir bayanın sigara içmesi bu açıdan hem kendisi etkileyecek hem de kartındaki bebeğin oksijen seviyesini düşürecektir. Sigara içen hamile bayanların erken doğum yapma ve düşük kilolu bebek doğurma riski diğerlerine göre çok daha yüksektir. Ayrıca sigara içen hamile bayanların düşük yapma, ölü doğum yapma riski daha çoktur. Ayrıca ne yazık ki bebeğin kusurlu veya sakat, kusurlu doğma yani anomali durumu da söz konusu olabilir.

Sigarayı aslında bebek yapmaya kara verilen dönemde bırakmakta da fayda vardır. Diğer yandan 1 tane bile olsa gebelik boyunca sigara içilmemelidir. Bunun 1 tanesi bile bebek için zararlıdır. Ayrıca sadece bir anne adayının sigara içmesi değil çevresindeki insanların bile sigara içmemeleri gerekir. Çünkü bulunulan ortamdaki sigara dumanı hem anne hem de karnındaki bebek için zararlı olacaktır. Dolayısıyla diğer insanların da bu konuda hassas olması ve hamile bayana bu konuda yardımcı olması gerekir.

Anne adaylarının uzak durmaları gereken şeylerden biri de alkol tüketimidir. Bazı uzmanlar ara sıra içilecek 1 kadeh içkinin anne ve bebek için zararlı olmayacağını belirtirler. Bu daq aslında yanlış bir düşüncedir. Çünkü bunun ne kadarının anne ve bebek için zararlı olacağı konusunda kesin bir bilgi yoktur. Ama bilinen bir şey var ki o da alkolün anne adayı ve karnındaki bebek için oldukça zararlı etkiler yaratacağıdır. Dolayısıyla da en iyisi hamilelik süreci boyunca kesinlikle alkolden uzak durmaktır.

Dikkat edilmesi gereken konulardan biri de gebelik boyunca içilecek olan ilaçlardır. Bir kere en temek kural ilacı kesinlikle doktor tavsiyesiyle alınmalıdır. Doktor tavsiyesi olmadan alınacak bir ilaç hem anne hem de bebek için ölümcül etkiler doğurabilir. Diğer yandan bitkisel ilaçlar konusunda ve bitkisel çaylar konusunda da dikkatli olmak gerekir. Bu konuda hamile bir bayanın tek rehberi doktoru olmalıdır.

Gebelik boyunca anne adayını ve karnındaki bebeği olumsuz etkileyebilecek başka faktörler de vardır. Mesela bunlardan birisi evde evcil hayvan beslemektir. Hamilelik boyunca evde evcil hayvan beslememekte fayda vardır. Çünkü evcil hayvanların dışkılarında ve tüylerinde bebeğe zarar verebilecek bakteriler bulunur. Özellikle evcil hayvanların ( kedi ve köpek ) dışkıları bu açıdan önemli tehlike arz eder. Az pişmiş kırmızı ette de bebek için zararlı olabilecek bakteriler olabilir. Onun için hamile bayanların er yiyeceklerse etin iyi pişmiş olmasına özen göstermeleri gerekir.

Çiğ yiyeceklerden olabildiğince kaçınmakta da fayda vardır. Ayrıca el temizliğinin çok önemli olduğunu da unutmamak gerekir. Kirli ellerle yüze ve ağza dokunmamak, her yapılan kirli bir eylemden sonra hemen kirlenen elleri yıkamak gerekir. Hatta et ve balık gibi yiyecekleri kesip temizledikten sonra bile elleri yıkamak gerekir.

 

ERKEN DOĞUM, NEDENLERİ, BELİRTİLERİ VE MÜDAHALE

 

Erken doğum gebeliğin 20. haftasından sonra ve 37. haftasından önce, henüz tam olgunluğa ulaşmamış bebeğin dünyaya gelmesidir. 37. gebelik haftasından önce doğum ağrılarının başlaması da erken doğum tehdidi olarak adlandırılır. Tüm yeni doğan bebekler içinde yaklaşık %10'u acelecidir. Bu erken doğan bebekler de prematüre bebek olarak adlandırılıyor. Prematüre bebeklerin en önemli sorunu, akciğer gelişimlerindeki yetersizlik sonucu solunum zorluğu yaşamalarıdır.

Ayrıca bebek ne kadar erken dünyaya gelmişse, santral sinir sistemi ile ilgili sorun riski de o kadar fazladır. Prematürite, yeni doğan bebek ölümleri içinde en sık rastlanan nedendir. Erken doğum sonucu dünyaya gelen bebeklerin riski, doğum anındaki gebelik haftası ilerledikçe azalır.

Son yıllarda prematüre bebek bakımındaki gelişmeler oldukça fazladır ve çok erken doğmuş bebeklerin bile yaşam şansları giderek artmaktadır. Ancak, özellikle ülkemiz koşulları da göz önüne alındığında prematüre bebek doğumları halen ciddi problemleri beraberinde getirmektedir. Ve bu bebeklerin bakımı, gelişebilecek komplikasyonların giderilmesi için gereken tıbbi bakım masrafları da oldukça ağırdır.

Erken Doğumun Nedenleri Nelerdir ?

Enfeksiyonlar: Erken doğumların yarıya yakınında herhangi bir neden bulunamaz. Diğer yarısında çeşitli sorunlar saptanabilir. Bunlardan en sık sorumlu tutulan; enfeksiyonlardır.Anne adaylarında varolan bir enfeksiyon kaynağı, özellikle üriner sistem enfeksiyonları ciddi birer risk faktörüdür.

İdrar yolu enfeksiyonu olan anne adaylarında erken doğum açısından 5 kat risk artışı söz konusudur. Bu nedenle rutin gebelik takiplerinde, idrar testlerinizin sık tekrarı ve gereğinde enfeksiyon tedavisi uygundur. Vaginal enfeksiyonlar da erken doğum eylemini başlatabilirler.

Özellikle mikroorganizmaların amniyon zarında yarattıkları hasar ve sonrasında su kesesinin açılması (erken membran rüptürü ) önemli bir erken doğum sebebidir.

Erken doğumda diğer nedenler ve risk faktörleri;

1. Daha önce erken doğum yapmış olmak (riski %20-30 oranında artırmaktadır)

2. Düşükler

3. Anne adayında var olan kronik hastalıklar (hipertansiyon, astım, hipertiroidi, kalp hastalıkları,anemidiyabet , böbrek hastalıkları, ilaç bağımlılığı vb.)

3. Annenin sigara kullanımı (erken doğum riskini 2 kat artırır)

4. Anne yaşının çok genç ( 16 yaşının altı veya 35 yaşının üzerinde ) olması,

5. Uterus ile ilgili doğuştan veya sonradan olan şekil bozuklukları (örneğin çift rahim, rahim içi septum, myomektomi gibi operasyonlar geçirmiş olmak)

6. Anne adayının geçirdiği fiziksel travmalar (kaza, cerrahi müdahaleler),

7. Yetersiz beslenme ve kötü beslenme şekli

8. Aşırı rahim gerilmesine neden olabilen çoğul gebelikler.

İkizlerin yarıya yakını 36. gebelik haftasından önce doğarlar. Yine polihidramniyos durumlarında da rahim ileri derecede gerildiğinden erken doğum riski artar. Plasentaya ait sorunlar da erken doğuma yol açabilir. Plasenta yerleşme anomalileri (plansenta previa ), erken plasental ayrılma (abruptio plasenta ) vb.

Erken Doğumun Belirtileri Nelerdir?

Erken doğumu engellemede başarı, erken saptanmasına bağlıdır. Bunların başında düzenli uterus kasılmalarının fark edilmesi gelmektedir. Uterin kasılmayı; karın duvarına koyduğunuz parmaklarınızla hissedebilirsiniz. Karın duvarında rahminizin toplanma hissi veya her zamankinden daha gergin bir hal alması şeklinde olabilir.

Özellikle sertleşmeler kısa süreli ve tekrarlayan tarzda ise önemlidir. Başlangıçta ağrısızdırlar. Saatte 3-4'den fazla sayıda olduklarında en kısa sürede doktorunuza bilgi vermelisiniz.

Diğer belirtiler ise şunlardır

Kasık bölgelerinde adet sancısına benzer kramp tarzı ağrılar
Alt sırt veya bel bölgesinde ağrılar 
Vaginal lekelenme veya kanama 
Vaginal akıntıda ani artış 
Vaginal sulu veya kanlı bir akıntı 
Pelviste baskı hissi

Bu belirtilerden biri varsa veya şüphe halindeyseniz doktorunuzu arayınız.

Erken doğum belirtilerindeki sıkıntıyı azaltmak için ne yapılabilir?

Birkaç bardak su içmek, sol yanınıza doğru yatıp istirahat etmek uterin dolaşımı arttırarak kasılma sıklığını azaltabilecek önlemlerdir.

Erken doğumun tanısı nasıldır?

Erken doğum eyleminin tanısı, rahim kasılmalarının saptanması ile konur. Gebeliğin 37. haftasından önce, en az yarım saatlik bir gözlemde her 10 dakikada bir 2 kasılmanın saptanması tanı koydurucudur.

Kasılmalar karın duvarı üzerinden yapılan elle muayene ile veya Fetal Monitör Testi ile rahatça saptanabilir. Vaginal muayenede rahim açıklığının gözlenmesi, su akışının saptanması da kesin tanı koydurucu bulgulardır. Rahim ağzı normalde doğuma kadar kapalı ve yaklaşık 3-4 cm. uzunluğunda olan bir yapıdır.

Düzenli kasılmaların başlamasıyla rahim ağzı giderek incelir ve açılma başlar. Vaginal yolla spekulum muayenesinde rahim ağzı değerlendirilebildiği gibi transvaginal veya abdominal ultrasonografi yöntemiyle de rahim ağzı uzunluk ve açıklığı son yıllarda rahatça izlenmekte ve tanı konmaktadır.

Erken doğumda müdahale:

Erken doğum tehlikesi saptandığında öncellikle anne ve bebeğin genel sağlık durumları sistematik bir şekilde değerlendirilir. Acil doğum gerektiren durumlar dışında tıbbi tedavi ile erken doğum eyleminin durdurulması veya geciktirilmesi mümkündür.

Özellikle acil müdahale gerektiren;

1. Annede ağır preeklampsi varlığı
2. Plasentanın erken ayrılmasına bağlı olabilen rahim içi veya dışında kanama (ablasyo plasenta)
3. Plasental yetmezliğe bağlı bebekte ağır bir gelişme geriliği
4. Amniyon kesesinin açılması sonucu amniyon sıvısında ileri derecede azalma veya rahim içi ciddi enfeksiyon bulguları
5. Bebeğe ait ciddi konjenital anomali varlığı gibi durumlar Obstetrik Muayene, Non Stress Test ve Ultrasonografi yöntemleri ile hızla araştırılır. Olası bir enfeksiyon tanısı için kan ve idrar tetkikleri alınır.

Acil durumların olmadığı, anne ve bebek açısından iç dengenin stabil olduğu erken doğum tehlikelerinde ivedilikle kasılmaları durdurmaya yönelik tıbbi tedavi yöntemlerine başvurulur. Öncelikle anne adayı yatak istirahatına alınarak, damar yolu ile sıvı takviyesine başlanır.

Eğer istirahat ve sıvı takviyesi sonrası kasılmalar azalır ve ilk muayenede rahim ağzında herhangi bir değişiklik saptanmadı ise; anne adayı bilgilendirilerek istirahat ve sıkı takip altına alınmak koşulu ile evde izlenebilir. Ancak kasılmalar alınan ilk önlemlere rağmen devam ediyor ise ve/veya ilk muayenede rahim ağzında değişiklikler saptandı ise tokoliz denen rahim kasılmalarını durdurma amaçlı ilaç tedavilerine geçilir.

Tokoliz; rahim açıklığı 4 cm.den daha az olan hastalarda başlanır. Tokoliz için kullanılabilen çeşitli ilaçlar mevcuttur. Bunlar kas gevşetici etkileri olan; magnezyum sülfat, · kalsiyum kanal blokerleri, · prostoglandin denilen kasılma yaratıcı kimyasal maddelerin etkisini önleyen ibuprofen, indometazin grubu ilaçlar kullanılabilinir. Her bir grup ilacın çeşitli yan etkileri vardır. Özellikle en sık kullanılan grup olan ritodrin grubu ilaçlarda; kalp atım hızında artış, tansiyon düşüklüğü, nefes darlığı oluşabilir.

Bu yan etkiler ciddi boyutlarda olabilir ve tedavinin kesilmesini gerektirebilir. Bu nedenle özellikle intravenöz (damar yolu ile) tedavi hastanede doktor gözetiminde uygulanır ve tedavi öncesi ile tedavi boyunca çeşitli kan analizleri yapılır. Anne adayında kalp hastalığı, diabet, hipertansiyon, hipertiroidi varlığında genellikle uygulanmaz. Tedavide önemli bir adım; fetal akciğer gelişimini hızlandırma amacı ile kortikosteroid grubu (betametazon) ilaç uygulamasıdır. Bu tedavinin erken doğan bebeklerde solunum güçlüğü sendromunu azaltıcı bir etkisi olduğu düşünülmektedir.

Faydalı etki özellikle 28 - 34. gebelik haftaları arasındadır. Ve doğumdan en az 24 saat önce uygulandığında etkinliğinin daha fazla olduğuna inanılmaktadır. Kasılmalar bu tıbbi tedavi seçeneklerinden biri uygulandıktan sonra tamamen durdu ise, peroral (ağızdan tablet) tedaviye geçilerek anne adayı kasılmalar konusunda bilgilendirilip, sıkı takibe alınmak koşulu ile evde izleme devam edilebilir. 36. gebelik haftasından sonra genellikle ilaç tedavisine son verilir.

Tüm alınan önlem ve tedavi yöntemlerine karşın kasılmalar, devam ederek doğum eylemi ilerleyebilir. Bu durumda erken doğum eyleminin izlem ve tedavisinin yapılacağı merkezde prematüre bakım olanaklarının bulunması çok önemlidir.

Gününden önce doğmuş, olası solunum zorluğu yaşayabilecek bir bebeğin prematüre yoğun bakım ünitesine en iyi taşınma şekli anne karnında taşınmadır. Bu yaklaşım prematüre bebek ölümlerini azaltabilecek en önemli adımlardan biridir. Genellikle 2500 gr. altında doğum ağırlığı beklenen bu bebeklerin doğum eylemi sırasında kafa içi kanama riskleri nedeniyle doğum şekli planlanırken onlar için en az travmatik olan doğum yöntemi seçilir.

Sağlıklı bir gebelikte, olgunlaşmasını henüz tamamlamamış bir bebek için en iyi ortam anne rahmidir. Bu nedenle erken doğum riskinin azaltılması ve erken tanısı için düzenli takiplere devam edilmelidir.

 

GEBELİKTE D VİTAMİNİ BEBEĞİN GELİŞİMİ İÇİN ÖNEMLİ

 

Gebelikte yeterli D vitamini alan annelerin bebeklerinin gelişimleri daha iyi oluyor.

ABD’ de yapılan bir araştırmanın bulgularına göre gebelik döneminde yeterince D vitamini alan annelerin bebeklerinin gelişim testlerinden daha iyi skorlar elde ettikleri görüldü.

Yaklaşık 2000 anne ve bebeği üzerinde yapılan araştırmada yetersiz D vitamini alımıyla bebeğin gelişim becerilerinin ve zihinsel yeteneklerinin diğer bebeklere göre daha düşük olması arasında bağlantı bulundu.

Araştırmayı yapan uzmanlar gebelik öncesinde ( gebeliğe hazırlanırken ) ve gebelik döneminde anne adaylarının yeterli düzeyde D vitaminini mutlaka almaları gerektiğini vurguluyorlar.

Araştırma kapsamında bilim adamları özellikle gebeliğin 2. döneminde hamile kadınların D vitamini düzeylerini ölçtüler. 14 ay sonra ise çeşitli testler yardımıyla bebeklerin zihinsel ve psikomotor becerileri ölçüldü.

Testler sonucunda gebelik döneminde D vitamini düzeyi en iyi olan hamile kadınların doğum sonrasında bebeklerinin zihinsel ve psikomotor becerilerinin en iyi olduğu görüldü.

Araştırma bulgularına göre bazı gruplardaki kadınlarda D vitamini eksikliği daha fazla görüldü. Bu kadınların ortak özellikleri obez veya normalden fazla kilolu olmaları, düşük sosyoekonomik düzeye sahip olmaları ve koyu tenli olmalarıydı ( Güney Amerika ve Afrika kökenli olanlar )

Bilim adamları coğrafi farklılıkların da D vitamini üzerinde etkili olduğunu vurguluyorlar. Araştırma bulgularına göre ABD’nin kuzey bölgelerinde yaşayan hamile kadınlarda D vitamini eksikliği daha fazla görülmüş ( güneş ışığından daha az yararlandıkları için ).

 

SİGARA İÇME YASAĞI ERKEN DOĞUM RİSKİNİ AZALTABİLİR

 

İskoçya’da yapılan bir araştırmada halka açık yerlerde uygulanan sigara içme yasağından sonra gebe kadınların ve bebeklerin sağlığında gelişmeler yaşandığı belirlendi.

İskoçya’da 2006 yılında yürürlüğe giren halka açık yerlerde sigara içme yasağından sonra düşük ağırlıklı bebek sayısında azalma oldu. Ayrıca erken doğum oranlarında da %10 azalma görüldü.

Araştırma kapsamında araştırmacılar 2006 – 2009 yılları arasında İskoçya’da bulunan doğum hastanelerinde doğan bebeklerin kayıtlarını topladılar. Bu kayıtlara göre ayrıca sigara içen annelerin sayısı sigara yasağından önce %25 civarındayken, sigara yasağından sonra bu oran %19’a düştü.

Araştırma Glasgow Üniversitesi tarafından yapıldı. Araştırmayı yapan uzmanlar, bu sonuçların sigaranın hem gebe kadınlarda hem de bebeklerde ne kadar zararlı olduğunu göstermesi açısından önemini vurguluyorlar.

Özellikle erken doğuma yol açması ve ileri dönemlerde bebeğin sağlığı açısından önemli riskler barındırması bakımından sigaranın kesinlikle kullanılmaması gerektiği belirtiliyor.

 

GEBELİKTE HANGİ SEBZE VE MEYVELERİ YEMELİ

 

Gebelik döneminde sebze ve meyve yemenin önemi nedir?

Gebelik dönemi boyunca özellikle lif yönünden zengin sebze ve meyveleri tüketmek sağlıklı bir gebelik dönemi için oldukça önemlidir. Örneğin yemek aralarında aperatif olarak alınacak kavun ve çilek bebeğin gelişimi için de ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineralleri sağlayacaktır. Bu gibi meyveler anne adayını da sağlıklı tutacaktır ve enerjilerini artıracaktır.

Annenin gebelik dönemi boyunca alacağı beta-karoten içeren besinler bebeğin hücre gelişimi, organ gelişimi, görme yeteneği ve bağışıklık sistemi için gereklidir.

C vitamini içeren besinler bebeğin kemik ve diş gelişimin için kritik derecede önemlidir.

Potasyum içeren besinler kan basıncını kontrol etmeye yarar.

Folik asit içeren besinler bebeğin sinir siteminde oluşabilecek sorunlara karşı önleyici bir rol oynar ve bebeğin normal doğum ağırlığında doğmasına katkı sağlar.

Lif içeren besinler ayrıca gebelik döneminde anane adayının bağırsak hareketlerinin düzenlenmesinde katkı sağlarlar. Kabızlık ve hemoroid gibi durumların oluşmasının engellenmesine yardımcı olurlar. Bilindiği gibi kabızlık ve hemoroid sorunları gebelik döneminde en sık rastlanan sorunlardandır. ( Gebelikte Yaşanan Sağlık Sorunları )

Günde ne kadar sebze ve meyve tüketilmelidir?

Her gün sebze ve meyve yenmelidir. Her gün 2 kase meyve ve 2 – 3 kase kadar da sebze yemeye dikkat etmelidir.

Mümkün olduğunca her renkten sebze ve meyveyi yemeye dikkat etmelidir. Ayrıca her hafta 2 – 3 defa menüye baklagilleri de dahil etmek gerekir. Sebze ve meyveleri taze tüketmeye dikkat etmelidir.

Gebelik döneminde hangi meyve ve sebzeler tüketilebilir?

Aşağıdaki meyveler gebelik döneminde tüketilebilecek harika meyvelerdir.

Kayısı, yabanmersini, kavun, kiraz, greyfurt, üzüm, kivi, mango, armut, hurma, böğürtlen, ahududu, mandalina, karpuz.

Aşağıdaki sebzeler gebelik döneminde tüketilebilecek harika sebzelerdir.

Kuşkonmaz, avokado, pancar, brokoli, bezelye, marul, kıvırcık lahana, ıspanak, maydanoz, kabak, balkabağı, tatlı patates, domates.